WhatsApp
2021-02-08
1982 Anayasası’na Göre Temel Hak ve Özgürlüklerin Sınırlamanın İlkelerinden Demokratik Toplum Düzeninin Gerekleri İlkesi ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM' nin Bu Kavrama Yaklaşımı.

1.GENEL OLARAK 

 

       Demokratik toplum düzeni ilkesi 1961 Anayasasında yer almayan yeni bir ilkedir. Bu ilke, 1961 Anayasasının kabul etmiş olduğu ‘’öze dokunma yasağı’’ ilkesi yerine getirilmiştir. 1982 Anayasa koyucusu’nun bu yöndeki tercihinin nedenleri üzerinde durmak, demokratik toplum düzeninin açıklanması bakımından ilk adımı oluşturacaktır.   

A.İLKENİN GETİRİLİŞ AMACI  

      13. maddenin gerekçesinde, demokratik toplum düzeni ilkesinin Kabul ediliş nedeni,’’… getirilen bu kıstas, 1961 Anayasasının kabul ettiği ‘’öze dokunmama kıstasından daha belirgin, uygulanması daha kolay olan bir kıstastır. Esasen uluslararası sözleşme veya bildiriler de bu kıstası kabul etmişlerdir,’’ şeklinde açıklanmıştı.1 

      Bu gerekçeye göre demokratik toplum düzeninin gerekleri kavramının getirilmiş olmasının üç nedeni vardır: Belirginlik, kullanışlık ve uluslararası sözleşmelerde kabul edilmişlik. 

a)Belirginlik  

       Demokratik toplum düzeninin ne olduğu, nasıl tanımlanması gerektiği sorununu ayrıca değineceğiz. Oradan da anlaşılacağı üzere, demokratik toplum düzeninin gerekleri kavramının iddia edildiği gibi ‘’belirgin’’ bir kavram olduğu pek şüphelidir.‘’Demokratik toplum düzeninin gerekleri’’ kavramı da hakkın özü gibi belirsiz bir kavramdir. 

b)Kullanışlık 

      Ancak demokratik toplum düzeninin gerekleri kavramının hakkın özü kavramına oranla daha kullanışlı bir kavram olduğu söylenebilir. Şöyle ki demokratik hukuk devletlerinde bazı durumlarda sınırlanan birçok temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması, eğer hakkın özü ölçütü ele alınırsa, sınırlandırılması mümkün olmayacaktır. Örneğin demokratik hukuk devletlerinde bazı durumlarda mektuplar açılabilmekte ve telefonlar dinlenebilmektedir. Bizim ülkemizde de buna ihtiyaç duyulması pek tabiidir. Ama hakkın özü ölçütü benimsenseydi, böyle bir durumda mektupların açılması veya telefonların dinlenmesi Anayasaya aykırı olurdu. Çünkü mektubun açılmasıyla veya telefonun dinlenmesiyle hakkın özüne dokunulmuş olurdu. Oysa demokratik toplum düzeninin gerekleri ölçütü benimsenirse haberleşmenin gizliliği ilkesine yukarıdaki şekilde müdahale edilebilir. Zira tüm demokratik toplumlarda bazı sebeplerle haberleşmenin gizliliği ilkesine müdahale edildiği görülmektedir. Diğer bir örnek olarak ölüm cezalarını ele alalım. Demokratik bir hukuk devletinde ölüm cezası uygulanabilir.Amerike Birleşik Devletleri gibi demokratik devletlerde uygulanmaktadır da. Keza Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ikinci de mahkemelerce verilen ölüm cezalarının infazını yaşama hakkına aykırı görmemektedir. Oysa hakkın özü kıstası kabul edilirse, infaz cezalarının infaz edilmesi mümkün değildir; çünkü idam cezası infaz edilince yaşama hakkından geriye bir dokunulmamış bir öz kalmaz. Bu örnekte sadece yaşama hakkının özüne dokunulmamakta, bu hak tamamıyla ortadan kaldırılmaktadır.2 

       Buna karşılık demokratik toplum düzeninin gerekleri kıstası kabul edilirse, mahkemeler ölüm cezası verebilir ve bu cezaların infaz edilmesi yaşama hakkına aykırı olmaz3 

       Kısacası, hakkın özü ölçütü esas alınırsa tamamıyla sınırlandırılmayacak temel hak ve hürriyetler vardır. Bu ölçüt bazı haklar için mutlak bir ölçüttür. Ancak demokratik toplum düzeninin gerekleri ölçütü esas alınırsa bütün temel hak ve hürriyetler öngörülen sistem dahilinde sınırlandırılabilir. Ancak bunun böyle olması, temel hak ve hürriyetlerin güvencesiz kaldığı anlamına gelmez. Anayasa mahkemesi temel hak ve hürriyetleri sınırlandıran kanunların denetiminde demokratik toplum düzeninin gerekleri kıstasını kullanabilir. Böylece bu kıstas temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasının bir sınırını oluşturabilir4. 

        Demokratik toplum düzeninin gerekleri kavramının hakkın özü kavramına oranla daha belirgin ve daha kolay uygulanabilir olduğu görüşüne katılmayan yazarlarda vardır. Yavuz Atar bu kriter bakımından ‘’hangi demokrasi’’ anlayışının esas alınacağı ve ‘’demokrasinin gereklerinin ne olduğu’’ açıklığa kavuşturulması gereken sorunlardır5. 

        Anayasa koyucunun gerekçelerine katılmayan yazarların üzerinde önemle durdukları iki nokta vardır. Bunlardan birincisi, demokratik toplum düzeninin gerekleri konusunda Türk toplumunun henüz bir uzlaşma sağlayamadığı görüşüdür6. Bu konu Danışma Meclisi görüşmelerinde de dile getirilmiş ve Türkiye’nin 1924, 1961 ve 1980’lerde, demokrasi konusunda hep bir arayış içinde olduğu, siyasi partiler arasında bile demokrasi üzerinde bir uzlaşmanın bulunmadığı vurgulanmıştır7. 

        İkinci nokta, öze dokunma yasağının Anayasa Mahkemesinin yaklaşık 20 yıllık uygulamasıyla belirli ölçüde açıklığa kavuşturulmuş olduğudur. Oysa demokratik toplum düzeni ölçütü, Anayasa Mahkemesinin alışkın olmadığı bir ölçüttür. Ve açıklığa kavuşturulması zaman alacaktır